27 Şubat 2012 Pazartesi

2012 Oscar toreni ve kirmizi hali elbiseleri

"The Artist" suphesiz bu gecenin en olay filmiydi. En iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi yonetmen, en iyi film muzigi, en iyi kostum, en iyi sinematografi, en orjinal senaryo ile tam 7 odul aldilar! Izlemeyenler de sanirim bu kadar odulden sonra hemencecik izlerler.
Bunun yani sira, en iyi yardimci kadin oyuncu odulunu, "the Help" filmindeki performansiyla Octavia Spencer'in almasina da cok sevindim. 

Simdiiiiii.... Gelelim fasulyenin faydalarina.
Her odul toreninde oldugu gibi, bu gece de kirmizi hali hepsi birbirinden guzel kiyafet, sac, taki ve makyajlariyla kugu gibi suzulen Hollywood starlarini agirladi. Bu guzellerin yani sira, tabi her zamanki gibi bir ton para bayilip yine de bir seye benzeyememis ablalar teyzeler de vardi ki bence bu sene bu grup cogunluktu. Peki kim bu guzeller ve rukusler? Baslayalim.



"My Week with Marilyn" filmindeki Marilyn Monroe roluyle en iyi kadin oyuncu odulune aday gosterilen Michelle Williams kesinlikle bu aksamin en guzel bayanlarindandi. Elbisesi Louis Vuitton. Elbisesinin ustunde tasli bir broş ve boynunda da yine tasli sade bir kolye oldugundan kupe de dahil baska hic bir mucevherat kullanmayarak elbisesinin guzelleigini on planda tutmayi basarmis. Elindeki pembe cantasi da Bottega Veneta olmali. Kirmizi ve pembe biraz riskli bir secim olsa da sonuc yine de basarili.



"Help" filminin canayakin sarisini Jessica Chastain, kirmizi halida kirmizi saclari ve Alexander McQueen elbisesiyle gecenin en guzellerindendi. Elbisesi bol altin islemeli oldugundan, taki secimini sari ve altin tonlarda ve minimal yapmis. Minimal dedigime kanilmasin; Harry Winston imzali sari pirlanta takilarinin degeri tam 2 milyon dolar!



Rooney Mara oldukca iddiali ve bir o kadar da kendisine ve oynadigi Girl with the Dragon Tattoo (Ejderha dovmeli kiz) filminin ruhuna uygun kiyafetler giyiniyor kirmizi halida. Golden Globes'daki Nina Ricci elbisesini de cok begenmistim. Bu seferki secimi beyaz Givenchy bir elbise. Vucut yapisi bu elbiseyi giymeye cok uygun. Elbisenin modern cizgileri, Rooney Mara'nin marjinal sac tarzini tamamliyor. "Sac ve elbise cok keskin, hic takisi yok, hersey cok sade" derken, kirmizi rujla feminen bir goruntu ekleniyor. 



Bir diger şik beyaz elbise de Milla Jovovic'ten geldi. Elbisesi tek omuz, pul işlemeli bir Elie Saab. Sac tarzi,  damla seklindeki pirlanta kupeleri, beyaz elbisesi ve kirmizi rujuyla tam anlamiyla klasik bir Hollywood goruntusu sergiledi bu gece. 



Elie Saab demisken, Berenice Bejo'nun Elie Saab imzali elbisesini cok begendim. Cok romantik, vintage tarz bir elbise. "the Artist" filminde cok begendigim bu oyuncu maalesef bu guzelim elbisenin hakkini verememis. Saci oldukca sonuk. Elbisesi zaten bolca tasli ve incili. Bunun uzerine zumrut kupelere de hic ama hic gerek yoktu. 


Jennifer Lopez, kendisine ozel dikilmis bir Zuhair Murad elbiseyle cikmis kirmizi haliya ki keske hic cikmasaymis! Herkesin ovdugu bu elbiseyi ben bir turlu yakistiramadim kendisine. Birincisi gogus dekoltesi, omuz dekoltesi, elbisenin cizgileriydi derken insan elbiseye bakamiyor, bakan da sasi kaliyor. Gozu cok yoran bir elbise. Ikincisi, herkesin malumudur Jennifer Lopez'in kalcasi. Belden asagiya dogru genisleyen cizgileri bu elbisenin, kendisini belden asagida iyice genis gostermis. Bence cok kotu bir secim.

Emma Stone'un Golden Globes'da giyindigi mor Lanvin marka elbiseyi hatirlayanlar vardir. Sa-ha-ne olmustu o gece Emma Stone. Peki ya bu gece giydigi kirmizi Giambattista Valli imzali elbiseye ne demeli? Gereksiz bir kumas bollugu, boynunda yuzunun guzelliginden calan abartili bir fiyonk detayi, sac rengiyle bir araya gelince gozu rahatsiz eden kirmizi bir elbise... 


Viola Davis... Ustu sahane, alti felaket bir elbise. Zumrut rengi Vera Wang elbise belden yukari bakilinca mukemmel yakisiyor "the Help" oyuncusuna. Kizil sac rengi ve yesil cok guzel bir tezat. Keske elbisesinin altindaki o parca parca tul goruntusu olmasaydi.

Her ne kara basta boyle Oscar elbisesi mi olur dediysem de dikkatli baktigimda, her yonuyle mukemmel gorunuyordu Gwyneth Paltrow. Capraz yaka kesimli beyaz elbisesinin uzerine aldigi beyaz pelerin riskli bir secim ama bu modern ve sade kiyafeti, tasli kalin bilekligi yuzugu ve yine sade at kuyrugu saciyla oyle guzel tamamlamis ki, boyle riskli bir secimin altindan gayet guzel kalkabildigi icin hayran kaldim kendisine.
Meryll Streep'in tarzini hep cok asil bulmusumdur. Yasina uygun giyinmeyi biliyor. Lanvin markali bu elbisenin kesimi de cok guzel ama kumasin parlakligiyla elbisenin fazladan pileleri birlesince abartili bir goruntu olusmus. Elbise de ustunde biraz bol duruyor gibi geldi bana. Yine de takilari, sade makyaji ve saciyla gecenin en asil kadinlarindandi.
Evvelden beridir Penelope Cruz'un guzelligini savunan ben ilk defa kendisini ekranda gorunce yuzumu burusturdum. Elbisesi (Armani Prive), makyaji, taki secimi herseyi sahane ama o guzelim saclar nereye gitmis Penelope? Vintage bir sac modeli yapmaya calismis belli ama bu kesim onu en az 10 yil yaslandirmis birdenbire. Uzun saclarina bir an evvel geri donmesini umuyorum.

Angelina Jolie, tabiri caizse tam bir afet-u devran. Ama moda konusunda cogu zaman geri planda kaliyor. Golden Globes'da siyah giymeyerek herkesi sasirtmisti ama bu defa yine siyaha geri dondu. Saci, makyaji, siyah elbiseleri ve derin yirtmaci hic degismiyor. Ustundeki elbise Versace ve agir kadife bir kumastan yapilmis. Bu model ve kumas ile bu elbise bana cocukken misafir solundaki perdeleri kendime sararak yaptigim elbiseleri hatirlatiyor. Hollywood'da kadinlarin kilo verme hastaligi malum. Angelina'da bunun dozunu kaciranlardan. Bu kadar agir bir elbise de bu kadar ince bir kadini yutuyor resmen. Ha bir de su meshur bacak dekoltesi. Gerek kirmizi halida gerek sahnede duzgun yurumeyi basaramadi cunku her hareketinde bacagini yirtmactan cikarip poz vermeye calisiyordu. Yani kisaca, bu kez Angelina hic olmamisti...

Natalie Portman, yine bir Christian Dior elbiseyle kirmizi halida. Elbisesi 1954 yilina ait bir vintage parca. Klasik bir goruntu yakalamaya calistigi belli oluyor fakat  oldukca ozensiz duran saclari, makyaji ve kocaman pariltili kolyesiyle bu cok ozel elbiseye yazik etmis. Keske sacini dusuk bir topuz yapsaydi ve daha mutevazi takilar kullansaydi.






22 Şubat 2012 Çarşamba

Kedi Goz Gozluk istiyorum!

Yuzumuzun yarisini kaplayan, unlulerin paparazzi barikati olarak kullandigi kocaman gozluklerin yerini simdi bu "cat eye" yani kedi gozu modeli gozlukler alacak gibi duruyor. Retro olan hemen herseye hayranim zaten. 50li 60li yillara damgasini vuran bu model gozluklere de bayiliyorum dogal olarak.

Tom Ford'un Anouk ve Nikita modelleri, Hollywood unlulerinin favori secimi gibi gorunuyor. Anouk, biraz daha klasik bir secim, sekli biraz daha yuvarlaga yakin oldugundan hem daha feminen ve romantik bir goruntu sagliyor hem de hemen her yuz sekline kolaylikla uyuyor. Nikita ise Rihanna, Scarlet Johanson, Kim Kardashian, Cate Blanchett gibi iddiali kadinlarin sectigi bir model. Yuvarlak veya kare sekilli yuzlere pek uymayabilir.

Tom Ford Nikita: USD $360
Tom Ford Anouk: USD $249

Ilgimi ceken bir baska model ise Alexander Wang Cat eye gozluk oldu. Futurist, modern ve keskin cizgileriyle basta biraz garip gelebilir ama su resmi gordukten sonar fikrimi degistirdim bence cok havali duruyor. Ayrica bu gozlukler Lady Gaga'nin favorileri arasinda.

Linda Farrow for Alexander Wang USD $338

Ben sahsen Prada gozluk hastasiyim son zamanlarda. O yuzden benim favorim asagida gormus oldugumuz   saheser. Prada'nin butun "baroque" gozluk koleksiyonunu seviyorum aslinda ama, bu bence en iyisi. Farkli ama klasik bir goruntu isteyen bayanlar icin ideal oldugunu dusunuyorum.

Prada Cat Eye Havana USD $290

Cat eye goruntusunu dallanip budaklandirmadan en basit, spor kiyafetlerinizle takabileceginiz bir gozluk isterseniz, Marc by Marc Jacobs bu sekli cok guzel yakalamis. Hem de bir cok farkli renkte satiliyor.
Marc by Marc Jacobs Cat Eye Sunglasses $98

Hem klasik siyah ve kahve renkleriyle hem rengarenk bonibon renklerle bu yaz herkes "kedi gozleri" takinip bu eglencenceli trend'in bir parcasi olabilir..

16 Şubat 2012 Perşembe

Mazeretim var, sosyalim ben!

Yok ayol, dupeduz yalan. Oyle cok sosyal bir insan olsam hadi neyse.. Gunlerce pijamalar ustume yapisana dek evden cikmamisligim coktur. Yazmadigim 12 gun icinde araya dogumgunleri, dogumgunum, kisa bir haftasonu gezisi ve sevgililer gunu girdi dogru ama bunlarin hic biri mazeret degil buralari booooyle bos birakmama...
Asil sebep benim dizikolik olmam bence. Kendimi bilgisayar basinda bes dakika bos birakmaya gelmiyor, yemin ediyorum! Dun ve evvelki gunu, iznimin son gunleri yani, "Umutsuz Ev Kadinlari"nin 7 bolumunu izlemekle gecirdim mesela. Dizinin verdigi gazla o iki gün boyunca mutfağı ovdum parlattim, tencere tencere yemek yaptım. Oklava, merdane bulamadım, tahta kaşık sapiyla hamur açtım.
Organize isler by Ikea
İkea'dan aldığım zimbirtilari monte ettim. Yılbaşı ağacını topladım, çünkü çocukluğumdan beri dogum günümden önce kaldırılmasına izin vermem ağacın. Bildigin Derya Baykal moda bağladım, becerebilsem dikiş nakış yapmaya başlayacağım..
Halbuki sevgililer gunuyle ilgili yazmak istediğim bı ton şey vardı... Simdi sevgililer gunüyle ilgili yazabileceğim tek şey gunün menüsü :)

Sevgililer gunu masasini kurarkene
Kabakli Sandal kebabi, zeytinyagli fasulye ve pilav


Tavuklu borek


3 Şubat 2012 Cuma

Bugün bize Christian Louboutin geldi

20inci yılını kutlamak için 20 çift ayakkabıdan olusan bir koleksiyon hazırlamış. Bu ayakkabıları bizzat Beverly Hills cemaatine tanıtmak için de teeee Paris'ten teşrif etmiş. Her ayakkabının kendine ait bir hikayesi var. Onun anlattıklarını burada sizlere iletmekten gurur duyarım efenimmmm :)

Christian Louboutin 16 yasinda okuldan atilmis. Dunya guzeli, sutun gibi bacakli hatunlarin sahne aldigi meshur Folies Bergere muzikalinde asistanlik isi bulmus kendine. Burada gecen enteresan bir anisini anlatiyor: "Muzikaldeki kizlar her gun beni sarkuteriye carpaccio almaya yolluyorlar sov'dan once. Bir gun dedim ki amma cok carpaccio yiyorsunuz! Kizlardan biri 'Aptal, biz onlari yemiyoruz. Ayakkabilarin icine yerlestiyoruz uzerlerinde rahat dans edebilmek icin' diye cevap verdi. O gun farkettim ki bu kadar yuksek topuklu olup ta rahat giyilebilen ayakkabilar pek yoktu piyasada gercekten. Bugun ayakkabi yaparken carpaccio'lari dusunup te o rahatligi saglayacak turden yastiklar yerlestiriyorum ayakkabilarin icine.".
Folies Bergere'den sonra, cizimleri Louboutin'i Charles Jourdan'in yaninda stajyerlige tasimis, oradan da ver elini Yves Saint Laurent.
Louboutin imzasi haline gelmis kirmizi tabanlarin hikayesini de anlatiyor: " Bir gun yanimda ayakabilara modellik yapmak icin cagirdigim bir arkadas var, yeni tasarladigim topuklulari denetiyorum ona. Kiz da yapacagi fazla sey olmadigindan tirnaklarina oje suruyor bir yandan. Ayakabilarin tabanina baktim, hic guzel durmuyor, albenisi yok. Kizin elindeki ojeyi alip siyah tabani kirmiziya boyadim. Cok ta hosuma gitti. Musteriler de cok begendi. Butun koleksiyon ve ondan sonrakiler hep kirmizi oldu boylece. Kirmizinin seksi bir renk oldugu tartisilamaz. Bence bu yuzden bu kadar basarili oldu".

Tasarladigi butun ayakkabilarin da bir hikayesi var bu koleksiyonda. Bugun bize anlattiklarini canli yayindan aktariyorum simdi!
En ustte gordugumuz babetler benim favorim ama $1600 oldugu icin uzaktan bakmayi tercih ettim. Ismi Love. Hikayesi de bu: "Bir gun televizyonda Prens Charles konusma veriyor. Prenses Diana'yla aralarinin acik oldugu zamanlar. Diana kenarda oturmus, Charles'in konusmasini diniliyor dalgin dalgin. Basini onune egmis, ayaklarina bakiyor. Baktigi yerde, yani ayaklarinda onun guzunu guldurecek birsey olsun istedim. Bunun uzerine "Love" yazan ayakkabilari tasarladim.". Gercekten de bakinca mutlu eden bir cift babet.
Yukarida ortadaki diz ustu botlarin hikayesini anlattiginda gulmekten oldum. "CNN'de savasi bildiren bir bayan spiker var. Onu izliyorum. Bu kadinin ihtiyaci olan ayakkabiyi dusundum ve bunu yaptim!" diyince salonda bir kahkaha bombasi patladi tabiki de. "Ama neden guluyorsunuz? Bakin suraya isterse kalemlerini isterse mermilerini doldurabilir, telsizini ya da telefonunu bu cebe koyabilir ve ustelik bu botun icinde de gizli bir cep var bence cok kullanisli" diye anlatmaya devam etti. Christian Amanpour'u bilmem ama bence bu botu Kim Kardashian'in ayaklarinda gorecegiz. 
En yukarida gorgumuz sandaletlerin adi "Bow Bow Bow" yani "Kurdele Kurdele Kurdele". Christian Louboutin'in 3 ablasi var. Kirsal bir yere tatile gitmisler anladigim kadariyla. Orada ablasinin ayaginin ustune bir kelebek konmus. "Cok zarif duruyordu, bundan esinlenerek yaptim bu kurdeleli ayakkabilari" diyor.
Bu ponponlu ayakkabilarin hikayesini ne o tam olarak Fransizcadan ingilizceye cevirebildi ne de ben tam anlayabildim. Ama sanirim bu ayakkabi Folies Bergere muzikalinden esinlenerek yapilmis.
Bu bootie'lerin uzerindeki desen bir sokak graffiticisi tarafindan yapilmis. Grafitiyi yapan adam, boyle ayakkabi mi olur, kadinlar bunu nasil giyinir, benim bildigim ayakkabi duz olur diye diye yapmis isini. Sonra da bu isten aldigi parayla bu botlari almis sevgilisine. :)

Graffiti demisken, magazanin sagi solu graffitti doluydu. Bu organizasyon icin hem vitrinleri, hem ayakkabi salonunu hem de Sunset Blvd uzerinde koskoca bir binayi grafittiyle kaplamasi icin Galo Canote'yle calisildi. Sonuc sahane oldu. Iste graffiti-glam kahramani Galo: