26 Mart 2015 Perşembe

Bugün ''Dünya Ölmeme Günü''.. Yani Tomris Uyar öyle ilan etmiş. Hani Cemal Süreya demiş ya, ''Rakı içtiğin gün ölmezsin'' diye.. O hesap. Bugün, yarın, önümüzdeki hafta, sene, seneler, kimbilir kaç rakı sofrasına daha oturulacak. Günün birinde mesela o rakı sofralarından birinde şöyle bir konuşma illa geçecektir.

'' Bi adam vardı. Karadenizli. Karadeniz'e benzerdi huyu suyu. Bir kapılsan dalgasına, vay haline. Pek çapkındı. Babası da çapkınmış zaten rahmetli. Benimki bi de ayran gönüllüydü. Ben onu bilemedim işte. Daha ben bi halt anlayamadan bıraktı gitti. Arkasını döndü ve yavaşça uzaklaştı.
 
Mutluluğa atılmış son kurşunum gibiydi. Neyse ki sekmedi kurşun. Kısaca, uzun uzun mutlu oldum ben. Onu bilemem tabi. Dediği gibi sevdi mi beni acaba, onu bile bilmiyorum.
 
Niye gitti onu da bilmiyorum. Söyledi aslında birşeyler. Benim anladığım kadarıyla, ben onu çok sevmişim, o yüzden istememiş beni. Doğrudur. O söylüyosa doğrudur, ne diyim ki ben.
 
Şiir gibi içerdi şu mereti be. Koca bir yudum alırdı, kokusunu içine çeke çeke, sonra elinin tersiyle bıyığını, avcunun içiyle de sakalını silerdi. Güzel adamdı işte, daha nasıl anlatayım ki başka?
 
Benim onu sevmemi sevemedi... Mutsuzluğa alışmıştı. Birileri alıştırmış olmalı zamanında. Mutlu olma ihtimali korkuttu onu, gitti birden. Çok sessizdi gidişi, gelişinin aksine. Bakakaldım ardından. Özler de gelir bi gün dedim de biliyodum tabi gelmeyeceğini. Öyle kısacık bi hikayeydi işte. 
 
E hadi bu kadehi ona kaldırıyorum o zaman. Şerefe!''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder