12 Mayıs 2015 Salı

Kızlar Annelerinin Kaderini Yaşar Mı?


Annem yazdı benim bahtımı. O öğretti gitmeleri.
Toplar pılısını pırtısını, doldurur çocuk bezlerini çantaya, ''gidiyorum'' demeden, el sallamadan, kapıyı her zamanki doğallıkla kilitler, sanki pazara gidiyormuş gibi sakince, çeker giderdi.
Öyle mağrur, öyle çakır bakardı ki gözleri giderken, ne düşünürdü, kestirmek mümkün olmazdı. Onun gidişindeki endama kaptırırken kendimi, aklıma ne babamın ahvali, ne de geride bıraktığımız evimiz, oyuncaklarım gelirdi.
Kendi bavullarıma ve yollarıma sahip olacak kadar kadın oldum bir gün. Sevdiğim adamlar oldu. Kedi gibi sırnaştım ve sonra kedi gibi ansızın hayatından çıktım her birinin tek tek. Hiç bir yere sığamadım hatta sığmaktan da korktum. Korkularımı paraşüt yapıp atladım kimsenin görmediği uçurumların kenarından.  
Sevgi arsızı oldum. Sevesi olmayana da zorla sevdirdim kendimi. Sevildim. Sevdim. Sonra bana öğretileni yaptım ve gittim.
Zaman zaman karma gelip tokat gibi çarptı, benden daha hızlı gidebilenlere denk geldim. Küçük afallamalardan sonra yürüdüm, beklemek yerine yine gittim. Duramadım.
Durmam gereken yerde duramamaktan, gitme lanetini kıramamaktan ödüm kopuyor ve sonra çabucak bu düşüncelerin yarattığı korkudan da kaçıyor, zihnimi terk ediyor, konuyu değiştiriyorum.
''Bugün hava da ne kadar güneşli!''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder