13 Ağustos 2015 Perşembe

Cover Letter

Türkiye'ye dönüş kararı aldığım an hemen başladım iş aramaya tabi. Bir firma var o dönemde ısrarla girmek istediğim (adını vermeyeyim) ve o firmanın inatla bana uygun, sonra hatta niteliklerimin altında olduğunu bildiğim bütün pozisyonlarına başvuruyorum. Bir zahmet olumsuz bir cevap bile vermiyorlar. En sonunda sinirle kendilerine yazdığım bir ''cover letter'' vardı. Onu buldum bugün. Bkz:

İnsan kaynaklarının dikkatine,

Aile, es-dost, ahbap, hısım, hasım, öğretmenlerim daha küçük yastan itibaren yabancı dil eğitiminin, yurt dışında eğitim görmenin, yine yurtdışında (özellikle Amerika'da) is deneyimi kazanmanın altın bir bilezik olacağını ve eğer bunlara sahipsem Türkiye'de, kendi memleketimde ballı kaymaklı isler bulacağımı, elimi salladım mi 50 şirketin üstüme koşacağını telkin edip durdular bütün ömrümce.

Daha lise yaşında geldim Amerika'ya, hem çalıştım hem okudum 16 yaşımdan itibaren. Üniversiteyi bitirdim ama nasıl bitirmek, orasını bir ben bilirim. Senelerce çalıştım ve hep ayaklarımın üzerinde durdum. Bin bir mücadele ile vatandaşlığımı bile aldım Amerika'dan. Sonra bütün bu mücadeleyi neden verdiğimi hatırladım. Kendi memleketimde, ülkemde iyi bir yerlere gelebilmekti bütün amaç. 12 yıllık ev özlemi de yangına koruk oldu, koyuldum deliler gibi is aramaya. 

Koyuldum ki ne göreyim! Helin'e iş yok... "Ne demek Helin'e iş yok?" dedim. Araştırdım da araştırdım. Meğerse es, dost, akraba, anne, baba, öğretmen, hısımlardan oluşan ihtiyar heyeti bana bütün bu akılları verirken, bir şey eklemeyi unutmuş! "İçeriden" tanıdığı olmayana, Ankara'da dayısı olmayana tencerenin hep dibi düşüyormuş!

Yani anlayacağınız o ki, ben ülkeme dönmek istiyorum ama is bulamadığım için dönemiyorum. Ne islere başvurdum, bir turlu kimseden cevap alamadım. Siz de bunlardan birisiniz. Artık bu saatten sonra doğduğum şehre dönebilmek için, "ne is olsa yaparım abi" diyorum.  Çaycı arıyormuşsunuz şimdi mesela. Ben çaycı olurum. Amerika'dan işletme ve moda pazarlama diplomalı, ileri seviyede İngilizce, orta derecede Fransızca konuşan çaycınız olurum. Siz beni ise kabul edin, ben isterseniz çaydanlık, hatta çaydanlık kulpu bile olurum.

Saygılarımla,

Helin Karaca

Bu başvuruma da cevap alamamıştım. Halbuki güzel de çay demlerim.
Not: Bu arada bütün çay demleyen emekçilerin ellerinden öpüyorum. Kolay iş değil bin bir manyakla uğraşmak, kaprisli yöneticilerin çayının demini, kahvesinin şekerini tutturmak için ter dökmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder